<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KITAPCHI.COM &#187; Halit Ziya Uşaklıgil</title>
	<atom:link href="http://www.kitapchi.com/yazar/halit-ziya-usakligil/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitapchi.com</link>
	<description>Kitap Özetleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Apr 2011 11:13:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bir Ölünün Defteri</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/roman/bir-olunun-defteri.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/roman/bir-olunun-defteri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 21:27:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Ziya Uşaklıgil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Beylerbei’nde oturan Hüsam, birgün evinde  çocuklarıyla birlikteyken, mutlu bie aile portresinin göze çarptığı bir anda kapısı çalınır ve içeriye yaslı bir adam girer. Yaşlı adam, lise arkadasının hasta ve ölüm döşeğinde olduğunu söyler.
Hüsam yaslı adamla birlikte arkadasının yanına gider. Lise arkadaşı Vecdi’nin perişan halini görür. Hayatta son dakıkalarını yaşamaktadır. Vecdi son sözlerinde; Hüsam’ın mutluluğunun kendisinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Beylerbei’nde oturan Hüsam, birgün evinde  çocuklarıyla birlikteyken, mutlu bie aile portresinin göze çarptığı bir anda kapısı çalınır ve içeriye yaslı bir adam girer. Yaşlı adam, lise arkadasının hasta ve ölüm döşeğinde olduğunu söyler.</p>
<p style="text-align: justify;">Hüsam yaslı adamla birlikte arkadasının yanına gider. Lise arkadaşı Vecdi’nin perişan halini görür. Hayatta son dakıkalarını yaşamaktadır. Vecdi son sözlerinde; Hüsam’ın mutluluğunun kendisinin felaketi  olmasına rağmen onları affettiğini ve olaylar zincirini anlatan bir defterin varlığından bahseder. Vecdi daha fazla dayanamayarak hayata gözlerini yumar.</p>
<p style="text-align: justify;">Hüsam söylediklerine anlam veremeyip defteri okumaya karar verir. Defterde; Vecdi, feleketini anlatmaya annesinin ölümüyle başlar. Vecdi annesinin ölümüyle babası ile birlikte halasının yanına gider. Halasının kızı Nigar ile oynadıgı oyunlarla,annesinin ölümünden dolayı  duyduğu hüznü üzerinden atmaya calışır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aradan yıllar gecer ve Vecdi’nin okul çağı geldiğinde babası okula yazdırır. Babasının memurluğundan dolayı,uzun süreli bir göreve gider. Vecdi bununla beraber hayatta kendını yapayalnız hisseder. Okulda Hüsam ile tanışıp sıkı bir bağ kurarlar. Hüsam ile birlikte halasının evine giderler. Nigarla birlikte hoş vakitler geçirirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Seneler geçip Vecdi’nin okulu bittiginde, halası Nigar ile evlenmesini ister. Önce şaşırır bu aklına  hiç gelmeyecek bir şeydir. Düşünmek ve Nigar’ın düşüncelerini anlayabilmek için zaman ister. Bu konuyu Hüsam’a anlatır. Hüsam onlardan ayrılır. Vecdi Nigar’ı sevmeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Aradan iki yıl geçer Nigar’ın Hüsamı sevdiğini anlar. Genç doktor hüsrana ugrar. Acılar içinde kıvranır. Hüsam’ın da Nigar’ı sevdiğini anlayınca,kıskançlıgını yenerek onları evlendirmeye karar verir. Annesinin ölümünü gördügü köşke taşınır. Evlilikten sonra köşke kapanır. Artık hayattan bir beklentisi kalmaz. Duygusal bir çöküntü içerisindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nedenini kendisinin de bilmediği bir sebeple, o sırada süren Rus harbine katılarak cepheye gider. Deftere bu yasadıklarını ve hüzünlerini işlemektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Cephede omzundan vurulur. Kolu kesilmek zorunda kalır. Cepheden döner ve Hüsamın çalıştığı yere gider. Hüsam ile birlikte köşke Nigar’ın yanına giderler. Hüsam’ın çocukları olmuştur. Fuat ve İsmet. Nigar’ı tekrar görür.</p>
<p style="text-align: justify;">Acılar doruktadır artık. Köşkten ayrılıp dışarı çıktığında yağmur yağmaktadır. Sırılsıklam olur. Hasta olmak istercesine saatlerce titreyerek  köşküne ilerler. Hasta olduğunu farkeder. Uzanarak son cümlelerini deftere yazar. Hasta Ölüm döşeğindedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hüsam defteri okumayı bitirir. Büyük bir duygu yoğunluğu içinde,kendisinin mutluluğunun Vecdi’nin felaketi olduğunu, kendisi için yaptığı fedakarlıkları anlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/roman/bir-olunun-defteri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nesl-i Ahir</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/roman/nesl-i-ahir.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/roman/nesl-i-ahir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2009 20:45:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Ziya Uşaklıgil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[Süleyman Nüzhet, yüreği vatan sevgisiyle çarpan bir  Osmanlı aydınıdır. Abdülhamit döneminin baskıcı yönetiminden bıkmış ve soluğu  Fransa&#8217;da almıştır. Yıllar önce vefat eden karısından olan kızı Azra ise İstanbul&#8217;da kolejde okumaktadır. Artık memlekete dönme vakti gelmiştir, kızını daha fazla yalnız bırakmaya hakkı yoktur. İstanbul&#8217;a dönerken yalnız değildir. Yanında ecnebi memleketlerde eğitim görmüş; fakat çok şükür devşirelememiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Süleyman Nüzhet, yüreği vatan sevgisiyle çarpan bir  Osmanlı aydınıdır. Abdülhamit döneminin baskıcı yönetiminden bıkmış ve soluğu  Fransa&#8217;da almıştır. Yıllar önce vefat eden karısından olan kızı Azra ise İstanbul&#8217;da kolejde okumaktadır. Artık memlekete dönme vakti gelmiştir, kızını daha fazla yalnız bırakmaya hakkı yoktur. İstanbul&#8217;a dönerken yalnız değildir. Yanında ecnebi memleketlerde eğitim görmüş; fakat çok şükür devşirelememiş vatan evlatları vardır: Şakir ve İrfan&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Süleyman Nüzhet bu gençlere çok güvenmektedir. Ona göre Devlet&#8217;i bu çirkef durumdan ancak ve ancak bunlar gibi vatan evlatları kurtaracaktır. Memlekete döndükten sonra Saray adamları Süleyman Nüzhet ve onun yanındaki gençleri takip etmeğe başlamışlardır. Çünkü Avrupa&#8217;daki jöntürk hareketlerine katıldıklarından şüphelenmektedirler ve oradaki faaliyetler hakkında bilgi almak istemektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Bunun en iyi yolu; gençlere bazı mevkiler vaat ederek onları kendi lehlerine kullanmaktır. Bundan sonra Şakir&#8217; i ve İrfan&#8217; ı kazanmaya çalışırlar. Şakir, çok iyi bir delikanlı olmasına rağmen sağlam bir fikir telakkisine sahip olmadığından çok kolay kandırılır. Daha sonra Saray adına, vatansever Osmanlı aydınlarının ecnebi dillerde yayımlanan yazılarını çevirdiğine pişman olur,ama iş işten geçmiştir artık. İrfan, Şakir&#8217;e göre daha sağlam bir fikir telakkisine sahiptir; fakat o da babasını öldürenlerden intikam almak için Saray çevresinde dönen pis işlere bulaşmaktan kendini alıkoyamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Süleyman Nüzhet&#8217;in kızı Azra ise bir başka Osmanlı gencidir. Çok kültürlü bir kız olmasına rağmen klasik  Osmanlı hatunu olma isteğindedir ve Süleyman kızını  İrfan ile başgöz etmek isteğindedir. İrfan annesinin ölümüne dayanamayıp intihar eder. Memleketin diğer gençleri ise Saray ve çevresinin pislikleriyle haşır neşir olmuşlardır. Osmanlı Devleti&#8217;nin kurtuluşu başka bahara kalmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/roman/nesl-i-ahir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nemide</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/roman/nemide.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/roman/nemide.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Jan 2009 17:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Ziya Uşaklıgil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Şevket Bey zengin bir adamın ikinci oğlu idi. Önce ağabeyini daha sonra babasını kaybetti. Babasını kaybettiğinde kendisine Sultanahmet Caddesi’nde bir konak, Kanlıca’da bir yalı, beş altı dükkan, bir zeytinlik, bir çiftlik kalmıştı. Şevket Bey babasının sağlığında herşeye meraklıydı hemen hemen her iş hakkında bilgi edinmişti. Hiçbirşeyin üzerinde çok fazla durmamış fakat hepsine eğilimi olduğunu göstermişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şevket Bey zengin bir adamın ikinci oğlu idi. Önce ağabeyini daha sonra babasını kaybetti. Babasını kaybettiğinde kendisine Sultanahmet Caddesi’nde bir konak, Kanlıca’da bir yalı, beş altı dükkan, bir zeytinlik, bir çiftlik kalmıştı. Şevket Bey babasının sağlığında herşeye meraklıydı hemen hemen her iş hakkında bilgi edinmişti. Hiçbirşeyin üzerinde çok fazla durmamış fakat hepsine eğilimi olduğunu göstermişti. Babasının ölümünden sonra Şevket Beyin içinde bir boşluk oluşmuştu.</p>
<p style="text-align: justify;">Günler bu şekilde geçerken bir gün annesinin yanında yürümekte olan genç bir kız görmüştü. O an içinde bazı kıpırdanmalar oldu. Kıza o kadar dikkatle bakmıştıki kızcağızın yüzü kızarmıştı. Şevket Bey daha sonra aynı kızı bir kere daha görmüş ve evine kadar takip etmişti. Kızın girdiği ev Şevket Beyin evine yakın bir yerde bulunuyordu. Bir süre düşündükten sonra Şevket Bey bu kız ile evlenmek istediğini kızın annesine bildirmiş ve bu isteği olumlu karşılanmıştı. Şevket Bey evlendiğinde sanki dünyanın en mutlu insanı olmuştu. Fakat bu mutluluğu fazla uzun sürmedi. Karısı Naime hastalanmış ve doktorların muayenesi sonucu kesinlikle çocuk yapmaması tavsiye edilmişti.Fakat bu tavsiye biraz geç kalmış bir tavsiye idi.Çünkü Naime gebe idi.Naime çocuğunu doğurdu fakat kendisi hayata gözlerini yumdu. Yeni doğan bu kıza Nemide adını verdiler. Bu acıya dayanamayan Şevket Bey yeni doğan bebeğini Dr. Osman Beye emanet ederek iki yıllık bir seyahate çıktı. Dönüşte kızını doktordan geri aldı. Fakat kızının da bünyesi annesi gibi çok zayıftı ve ömür boyu sağlığına büyük bir dikkat gösterilmesi gerekiyordu. Şevket Bey’in bundan sonra kendi hayatını kızına adamaktan başka yapabilecek hiç bir şeyi yoktu. Bir baba olarak bunu ve gerektiğinde bundan büyük fedakarlıkları yapmak zorundaydı.Çünkü Nemide ona Naime’den kalan tek ve en büyük varlıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Şevket Bey kızının üzerine titredi. Yıllar geçti ve Nemide büyümüş gelinlik kız olmuştu. Nemide amcasının oğlu Nail’e karşı büyük bir aşk hissediyordu. Ancak Nail’in Nemide için hissettiği sevgi daha farklı bir duyguydu, onu bir kardeşçesine seviyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Nail her hafta belirli günlerde amcasını ve Nemide’yi görmeye gelirdi. Nail Nemide’den yaşça büyüktü. Nail tıp eğitimini tamamlamak için Paris’e gittiğinde Nemide çok üzülmüştü. Nail Paris’te üç yıl kaldı ve geri döndü. Bir süre sonra Nail ile Nemide nişanlandı. Fakat Nail küçüklükten beri garip bir bağ ile bağlı olduğu Nemide’ye değil, küçük yaşta annesini kaybeden ve babası tarafından terkedilen teyzesinin kızı Nahit’e aşıktı. Nahit de Nail’e deliler gibi aşıktı. Nail Nahit’i çok sevmesine rağmen Nemide’nin sağlığını düşündüğü için duygularını açığa vurmuyordu ve kaderine razı oluyordu. Bir zaman sonra Nemide durumu sezdi ve nişan yüzüğünü Nahit’e verdi. Kendisini sevmeyen birisiyle evlenemeyeceğini söyledi. Bir süre sonra Nemide vereme yenik düştü ve Nahit ile Nail evlendiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/roman/nemide.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mai ve Siyah</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/roman/mai-ve-siyah.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/roman/mai-ve-siyah.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 15:44:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Halit Ziya Uşaklıgil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra, binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır. Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir. Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur. Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı; edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.
Ali Şekip, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ahmet Cemil, babasının ölümünden sonra, binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda kalır. Bunun için elinden fazla birşey de gelmemektedir. Çünkü yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey yoktur. Ona kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı; edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ali Şekip, Hüseyin Nazmi gibi arkadaşlarıyla başlıca tartışma konusu budur zaten. Raci gibi kendisini kıskanan, arkasından dedikodular yaratan birine rağmen şiirde birşeyler yapacağına inanır.  Bir yandan , Ahmet Cemil ,bu sarı , uzun saçlı, mavi gözlü, kalem parmaklı genç, Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşi Lamia’yı sever. Tek kaygısı onunla evlenmek, ona layık bir yuva kurabilmektir. Fakat bu mümkün olabilir mi? Olabilecek mi? Hep bunu hayal eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Okulu bitirdikten sonra ,zavallı genç çok sıkıntılı günler geçirir.E vlerine gittiğin öğrencilerin şımarıklıklarına katlanmak zorunda kalır. Ekmeğini kazanır ama, neler pahasına! Böylelerinden para kabul etmeğe mecbur kalmak ona pek ağır gelir . Başka çare de yoktur. Pek dayanamaz hale gelince , bu sefer kitapçılara polis romanları tercüme etmeye kalkar. O çağlarda pek sayılı olan bu kitapçılar  da onun derisini yüzerler. Geceler boyu göz nuru dökerek yaptığı anlamsız tercümelere hiç denecek kadar az para verirler. Ne öyle eserleri tercüme etmek ister , ne de parasını üzüle üzüle almaya razı olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ahmet Cemil, günün birinde “Mirat-I Şuun” adlı gazetede çalışmaya başlar. Hayatı az çok düzene girer. Hatta ,gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir. O zaman Süleymaniye’de eski bir evde oturan Ahmet Cemil, kız kardeşini mutlu görmek hevesiyle güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın  evlenme şartları yüzünden başarılı olmaz. Evlenenler daha önce birbirlerini tanımadıkları için bağdaşamazlar. Vehbi Efendi çok kaba, durmadan içen , küstah bir kimsedir. Öyle alçak bir heriftir ki, karısı hamile olduğu sıralarda beslemelerini okşayarak onlarla gönül eğlendirir. Ahmet Cemil bu adiliklere dayanamaz .Gülle dokunmaya kıyamadığı biricik kız kardeşinin hırpalanmasına, hatta dövülmesine razı olmaz. Bir gece, Vehbi, İkbal’I öyle hırpalar, durumunu düşünmeden öyle bir tekme atar  ki zavallı kadın çocuğunu düşürür. Ahmet Cemil, çıldırmış bir halde, arkadaşı Ali Şekip’in dükkanına kendini atar. Ali Şekip’e anasınden aldığı küpeleri, yüzükleri emniyet sandığına rehin etmekte kendisine yardım için gitmiştir. Kız kardeşini ölümden kurtarmak gerekmektedir.Hiçbir önlem zavallı İkbal’i ölümün pençesinden kurtaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Hüseyin Nazmi, uzakça bir görevle dış işlerine tayin edilmiştir, memmundur. Ahmet Cemil, bir gün onu ziyarete gider. Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini sanarak Ahmet Cemil’e başka bir haber daha verir. Lamia’yı evlendiriyorlardır.O zaman  Ahmet Cemil Lamia’ya ait tek tük hatıra kırıntılarını bir daha yaşar. Bunlar, Lamia’nın çocukluğu ile ilgilidir. Zihninde, kızı, ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye tasarlar.Bir an sevgisini itiraf etmeyi düşünür.Ama yoksulluğu, işşizliği aklına gelince bir yuva kuramayacağını kabullenir. Bundan da vazgeçer.</p>
<p style="text-align: justify;">Önce kardeşi, sonra Lamia… Geriye ne kalmıştır? Eseri mi? Genç adam,bütün ömrürünü koyduğu şiirlerini bir an bile duraklamadan ocağa atıp yakar. Yaşamı gözlerinde yaşlar,ağzında acı bir lezzetle seyreder.  O esrin bir anlamı kalmamıştır artık.</p>
<p style="text-align: justify;">Madem ki Hüseyin Nazmi gidiyor, o da gidecektir. Bir gün Taksim bahçesinde oturuken ileriye ait tasarlarını, tasarladıklarını hatırlar. Şimdi o da Anadolu’da bir görev alıp gidecektir işte. Kendisine kırgınlıktan başka birşey sağlamayan  bu İstanbul’dan kaçacaktır. Kararını yerine getirir. Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbulu, Cihangiri seyreder. Deniz karanlık, gece karanlıktır. Vaktiyle Tepe başında, gece, gözlerine bir elmas yağmuru gibi görünen ışıklar sanki sönmüştü. Şimdi her taraf simsiyahtı. Oda,güneşten, hayatın biçareliğiyle alay eden ışıktan kaçarak,sonsuz bir yoklukta mutlu ve rahat, yuvarlanıp gidecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/roman/mai-ve-siyah.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

