<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>KITAPCHI.COM &#187; Öykü</title>
	<atom:link href="http://www.kitapchi.com/kategori/oyku/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kitapchi.com</link>
	<description>Kitap Özetleri</description>
	<lastBuildDate>Fri, 15 Apr 2011 11:13:59 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Beyaz Geceler</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/beyaz-geceler.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/beyaz-geceler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2009 01:21:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Dostoyevski]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Hikayenin ana karakteri olan yazar sekiz yıldır Petersburg’da yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmayan birisidir. Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir. Çünkü tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduğunu düşünmekte olan bir hayalcidir. Her gün saatlerce Petersburg sokaklarında gezer ve insanları, binaları izler. Petersbug’da kendine ait köşeler seçer ve saatlerce buralarda tek başına hiç ayrılmadan oturur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Hikayenin ana karakteri olan yazar sekiz yıldır Petersburg’da yaşamasına rağmen hiç arkadaşı olmayan birisidir. Ama o bunu kendine pek dert etmemektedir. Çünkü tüm Petersburg sokaklarının kendisine ait olduğunu düşünmekte olan bir hayalcidir. Her gün saatlerce Petersburg sokaklarında gezer ve insanları, binaları izler. Petersbug’da kendine ait köşeler seçer ve saatlerce buralarda tek başına hiç ayrılmadan oturur. Petersburg’daki insanlar onun her şeyidir. Onlar mutlu ve neşeliyse o da mutlu ve neşelidir onlar hüzünlüyse o da hüzünlüdür. Yaz gelince herkes yazlıklara gittiğinde sokakların bomboş kalması onu hüzünlü bir ruh yapısına sokar. Üç gün boyunca Petersburg’da oradan oraya dolaşır durur.</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi gün yine böyle dolaşırken birden şehrin dışına çıktığını fark eder. Geri dönmek yerine kırlara ve ormanlara doğru yürür. Neşesi ve keyfi yerine gelmeye başlar. Gece yarısına kadar dolaşır.Evine dönerken nehir kenarında bir kızın parmaklıklara dayanarak ağladığını görür. Kadınlarla arası iyi olmamasına rağmen kıza yaklaşarak seslendi. Kız yazarın farkına varınca hemen oradan uzaklaşmaya başladı. Yazar da kızın peşinden gitmeye başladı ancak bir süre sonra bıraktı. Tam bu sırada kızın peşine başka bir adam takıldı ve kızın kolundan yakaladı. Yazar hemen devreye girerek kızı adamın elinden kurtardı ve evine kadar kıza eşlik etti. Bu sırada kız yazardan hoşlanmaya başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar da kızdan çok etkilenmiştir ve onun niçin ağladığını öğrenmek ister. Kız da onu daha yakından tanıdığı takdir de belki sorununun ne olduğunu söyleyebileceğini diyerek adamın hikayesini dinlemek için ertesi gün buluşmaya karar verir. Buna en çok yazar sevinir. İlk defa bir kadınla bu kadar yakın olarak konuşmuştur ve ertesi gün için ondan randevu almıştır. Yazar tüm gün boyunca akşamın gelmesini sabırsızlıkla bekler. Gece sözleştikleri gibi buluşurlar. Kız buluştuklarında yazarın hikayesini dinlemeye başlamadan önce onun kendisine aşık olmamasını ister. Aksi takdirde onunla arkadaşlığını bitirmek zorunda kalacağını söyler.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar bunu hemen kabul eder ve hikayesini anlatmaya başlar. Ona ne kadar yalnız olduğunu, nasıl bir hayalci olduğunu, yani her şeyi olduğu gibi anlatır. Kız yazarın hikayesini dinleyip de içinde bulunduğu durumu öğrenince yazara kendisinin onu asla bırakmayacağını söyler. Aslında Nastenka’nın durumu da yazarınkinden pek de farklı değildir. O da en az onun kadar yalnız biridir. Nastenka ninesiyle birlikte kalmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Anne ve babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Yaptığı bir yaramazlıktan dolayı ninesi onu iki yıldır kendi eteğine ilikleyerek bir yere gitmesini engellemiştir. Bu nedenle o da çok büyük bir yalnızlık içindedir. Ninesi kör olduğu için devemlı olarak tüm gününü ona kitap okuyarak ya da örgü olarak geçirmektedir. Kızın ninesinin tavan aralı küçük, eski ve ahşap bir evi vardır. Tavan arasını kiraya vermektedirler. Bir gün tavan arasını taşralı biri kiralar. Nastenka adama aşık olur. Kiracı bir gün ayrılıp Moskova’ya gideceğini söylediğinde  Nastenka onu da götürmesi için kiracıya yalvarır. Kiracıysa fakir biri olduğunu, onu o an için Moskova’ya götüremeyeceğini ve evlenemeyeceğini, tam bir yıl sonra geri döneceğini, döndüğünde o da isterse ondan başkasıyla evlenmeyeceğini söyler ve ertesi gün ayrılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarın Nastenka’yla karşılaştığı gün bir yıl dolmuştur fakat kiracı  sözünde durmayarak gelmemiştir. Yazar kızı teselli etmek için ona bir mektup yazmasını ister. Kız yazdığı mektubu yazara vererek ondan mektubu ona iletmesini ister. Yazar mektubu kızın verdiği adrese teslim eder ama iki gün boyunca bir cevap gelmez. Bu arada yazar da kıza aşık olmuştur ama onu kaybetmek istemediği için bunu söyleyemez. İki gün boyunca kiracıdan bir mektubun gelmemesi kızı çok üzer. Yazar kızın bu üzüntüsü karşısında kendisini daha fazla tutamaz ve onu sevdiğini  söyler. Kız ilk başta çok şaşırır. Ama kiracı gelmeyerek onun sevgisini hiçe saymıştır. Böyle bir adamın sevgisini hakketmediğini düşünür. Kendini seven ve değer veren biri varken neden başkasını beklediğine bir anlam veremez ve o da yazarı sevdiğini söyler. İkisi beraber Petersburg sokaklarında mutlulk içinde dolaşmaya ve evlilik hayalleri kurmaya başlarlar. Petersburg sokaklarında el ele dolaşırlarken karanlıkta bir adam görürler. Adam bunlara yaklaştığında Nastenka birden durur. Adam yavaşça onlara yaklaşır ve Nastenka’ya seslenir. Nastenka hemen ona koşar ve el ele tutuşarak karanlık içinde kaybolurlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ertesi gün Nastenka yazara bir mektup gönderir ve ondan özür dileyerek onu affetmesini ister. Mektupta bir hafta içinde evleneceklerini, eşini onunla tanıştırmak istediğini  ve ölene kadar onunla arkadaş kalmak istediğini söyler. Yazar Nastenka’ya kızamaz. Ona yaşatmış olduğu dört gün için Nastenka’ya minnettardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/beyaz-geceler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayvan Çiftliği</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/hayvan-ciftligi.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/hayvan-ciftligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2009 19:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[George Orwell]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=210</guid>
		<description><![CDATA[Olaylar İngiltere&#8217;de bir çiftlikte cereyan eder. Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones&#8217;un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Yaşlı domuz Koca Reis, buna karşı çıkmak için bir devrim planlar ve hayvanları gizli bir toplantıya çağırır. Toplantıda tüm hayvanlara artık köle gibi yaşamalarının sonunun gelmesi gerektiğinden ve gördüğü bir rüyadan bahseder. Üç gün sonra da öldürülür. Kendisinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Olaylar İngiltere&#8217;de bir çiftlikte cereyan eder. Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones&#8217;un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Yaşlı domuz Koca Reis, buna karşı çıkmak için bir devrim planlar ve hayvanları gizli bir toplantıya çağırır. Toplantıda tüm hayvanlara artık köle gibi yaşamalarının sonunun gelmesi gerektiğinden ve gördüğü bir rüyadan bahseder. Üç gün sonra da öldürülür. Kendisinden geriye konuşma esnasında söylediği İngiltere Hayvanları adlı şiiri kalmıştır. Fakat konuşması da çoktan diğer hayvanlarda ufuklar açmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Sahipleri Bay Jones&#8217;un yem saatlerini unttuğu bir günde önceden planlanmış olmamasına karşın aniden ,syaan patlak verir ve bu devrim umduklarından da kısa bir süre iççerisinde tamamlanır. Çiftliğin sahibi Bay Jones çiftlikten uzaklaaştırılır. Artık en zeki olarak tanımlanan domuzlar diğerlerine önderlik yapmaya başlarlar. İlk iş çiftliğin adını değiştirmektir. İsim kolayca bulunur. Bu sahibi sadecde kendileri olan çifttliğin adı bundan sonra &#8220;HAYVAN ÇİFTLİĞİ&#8221; dir.</p>
<p style="text-align: justify;">Süreç içerisinde iki domuz öne çıkar: Nopolyon ve Snowball. Napolyon iri yarı, iyi konuşamayan ancak otorite sahibi; Snowball ise etkili konuşan, parlak zekaya sahip biridir. İkisi birlikte koca Reis&#8217;in fikirlerinden yola çıkarak &#8220;animalizm&#8221; adında bir öğreti ortaya koyarlar. Ardından da kamçıları, gemleri, burun halkalarını, zincirleri yok ederler ve aynı gün &#8220;Yedi Emir&#8221;i yazıp ahırın kapısına asarlar. Yedi Emir şöyledir:</p>
<p style="text-align: justify;">İki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşmanın bileceksin.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dostun bileceksin.</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir hayvan giysi giymeyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Yatakta yatmayacak.</p>
<p style="text-align: justify;">İçki içmeyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Hiç bir hayvan bir diğerini öldürmeyecek.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün hayvanlar eşittir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün bu kuralar tüm hayvanlar tarafından benimsenmiş ve beklenen devrim gerçekleşmiştir. Ancak zamanla Napoleon ve Snowball birbirini çekememeye başlayıp, ikisi de yeni düzenin tek adamı olmak istememektedir. Snowball çiftlikte elektrik üretimi için bir yeldeğirmeni yapılması gerektiğini söylediğinde Napolyon&#8217;un köpekleri tarafından çiftlikten sürülür.Ama buna rağmen yeldeğirmeni çalışmalarına başlanır. Burada Napeleon başta savunmadığı bu düşünceyi sonraları ne yapıp edip kendisinin de bunu savunduğu ancak Snowball&#8217;u çiftlikten göndermek için böyle söylediğine inandırır.</p>
<p style="text-align: justify;">Devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaadedilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı  yönündeki sözler gitmiş aksine çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Bu arada domuzlar da hızla şişmanlamaktadırlar. Hatta yatakta yatmakta, içki içmektedirler. Hayvanların eşitliği ilkesine uymauyan bu davranışlar zamanla duvardan değiştirilerek domuzlar tarafından kendilerine uygun hale getirilir. Örneğin domuzların yatakta yatmaları ve  içki içmeleri konusunda  &#8220;Hiç bir hayvan yatakta yatmayacaktır&#8221; ilkesini hatırlayıp hayrete kapılıyorlar. Hep beraber duvarın yanına gidiyorlar, ancak duvarda: &#8220;Hiç bir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır&#8221; yazısını görüyorlar, hepsi, bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünüyor, bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu anlayamıyorlar bile. Tüm hayvanların eşitliği ilkesi Koca Reisle birlikte toprağa gömülmüştür kısacası.</p>
<p style="text-align: justify;">Kış aylarında çiflikte kıtlık başgösteriyor. Buğday azalıyor, patatesler soğuktan donuyor ve yenile-meycek hale geliyor. Açlıktan dolayı ölümler baş-gösteriyor. Büyük domuz, bu haberlerin çiftlik dışında yayılmasını önlemek için önlemler alıyor, çifliğe gelen ziyaretçilere, erzak depolarının dolu olduğunu söylüyor ve onlara, üzerini buğday ve yiyecekle örttürdüğü kum yığınlarını erzak diye gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük domuz, aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan ediyor, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtüyor&#8230; Bunun üzerine hayvanlar; &#8220;hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir&#8221; ilkesini hatırlıyorlar. Hemen bu ilkelerin yazılı bulunduğu duvarın yanına gidiyorlar. Ancak duvarda: &#8220;Hiç bir hayvan diğer bir hayvanı bir sebep olmadan öldürmeyecektir&#8221; yazıldığını görüyorlar, bu ilkeyi de yanlış ezberlemiş olduklarını düşünüyorlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük domuz, çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında: &#8220;liderimiz&#8221; ,&#8221;Hayvanlar babası&#8221; , &#8220;Koyunlar hâmisi&#8221; , &#8220;Yavru hayvanların dostu&#8221; gibi üstün sıfatlarla anılıyor ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyor; mesala: genellikle tavuklar, &#8220;liderimiz sayesinde altı günde beş yumurta yumurtladım&#8221; , havuzdan su içen inekler: &#8220;liderimiz sayesinde bu suyun tadı ne kadar güzelmiş&#8221; diyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Birgün çiftliğe dışarıdan saldırılar oluyor. Yabancı hayvanlar çiftliğe giriyor, iki sene gibi uzun bir zaman içerisinde bütün hayvanların büyük gayretleri sonucu yaptıkları ve büyük domuzun adının verildiği Yel Değirmenini yıkıp harap ediyorlar..çiftlikteki bütün hayvanlar yaralanıyor, bazıları ölüyor&#8230; Bir müddet sonra bir tüfek sesi duyuluyor. Ağır yaralı bir hayvan yanındaki bir domuza: &#8220;Neden tüfek atılıyor&#8221; diye soruyor. Domuz: &#8220;Zaferimizi kutlamak için&#8221;cevabını veriyor. Yaralı hayvan; &#8220;Hangi zafer&#8221; diye hayret ediyor. Domuz; &#8220;Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı&#8221; diyor. &#8220;Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler&#8221; karşılığını veriyor&#8230;Domuz: &#8220;Ne önemi var, bir değirmen daha yaparız, istersek daha fazla yaparız, yapmış olduğumuz muazzam işleri takdir etmiyorsun, şimdi şu bastığın topraklar düşman işgalindeydi, ama liderimiz sayesinde her karışını geri aldık&#8221; diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Biraz sonra Büyük Domuz, kendisine taktığı bir kaç madalya ve nişanla çıkıp bütün hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutluyor, tebrik ediyor. Hayvanların hepsi büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış oluyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gece çiftlikte bir gürültü oluyor, hayvanlar ahırdan fırlayıp koşuyorlar. Çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarın dibinde kırılıp parçalanmış bir merdiven görüyorlar, domuzlardan birinin orada sersem sersem dolaştığını, yanında bir fener, bir boya kutusu ve bir de fırça olduğunu farkediyorlar. Hayvanlar duvara baktıklarında, duvardaki ilkelerden birinin daha kendi ezberledikleri gibi olmadığını farkediyorlar!?</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Domuz, aldığı son kararla; arpaların bundan sonra sadece domuzlara tahsis edileceğini ve gazdan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, hiç bir domuzun çiflikteki işlerle uğraşmayıp, sadece yönetimle ilgileneceğini, domuzlardan başka, hiç bir hayvanın yönetim işlerine karışamayacağını, domuzların dışındaki bütün hayvanların Ağustos ayında pazar günleri dahi çalışacağını, çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Hayvanlar, &#8220;Bütün hayvanlar eşittir&#8221; ilkesini hatırlayıp, &#8220;bu nasıl eşitlik&#8221; diye kendi kendilerine söylenmeye başlıyorlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına gidiyorlar, duvardaki yazıların değiştirilmiş olduğunu, ilk defa, fark ediyorlar, duvardaki bütün yazılar silinmiş, sadece şöyle yazıyor: &#8220;Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/hayvan-ciftligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateş Geçitleri</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/ates-gecitleri.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/ates-gecitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 13:27:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Steven Pressfield]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=185</guid>
		<description><![CDATA[M.Ö. 480 yılında Kral Kserkses emrindeki, Herodot’un belirttiğine göre, iki milyon askerden oluşan Pers İmparatorluk orduları Hellespontos’u geçerek, Yunan’ı istila etmek üzere yola çıktılar.
Çaresiz kalan Ispartalılar, bir oyalama taktiği olarak Termopilai geçidine üç yüz seçilmiş asker gönderdiler. Burada, dağlarla deniz arasındaki geçitler o kadar dardı ki, Pers kuvvetlarinin en azından  bir kısmının etkisiz kalacağını umuyorlardı.
Canlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">M.Ö. 480 yılında Kral Kserkses emrindeki, Herodot’un belirttiğine göre, iki milyon askerden oluşan Pers İmparatorluk orduları Hellespontos’u geçerek, Yunan’ı istila etmek üzere yola çıktılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Çaresiz kalan Ispartalılar, bir oyalama taktiği olarak Termopilai geçidine üç yüz seçilmiş asker gönderdiler. Burada, dağlarla deniz arasındaki geçitler o kadar dardı ki, Pers kuvvetlarinin en azından  bir kısmının etkisiz kalacağını umuyorlardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Canlarını feda etmeye hazır seçkin bir kuvvet bir kaç günde olsa istilacı milyonları durdurabilirlerdi. Üç yüz Ispartalı ve müttefikleri, istilacılara yedi gün boyunca karşı koyabildi. Sonunda yenildikleri ana kadar, silahları parçalanıp tükendiğinde bile (Herodot’un kayıtlarında belirttiği gibi) &#8220;dişleriyle ve elleryile&#8221; savaştılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ispartalılar ve Thespialı müttefikleri, kanlarının son damlasına kadar savaşmışlardır; kendi canlarını feda ederek gösterdikleri bu cesaret sayesinde Yunalılar bir araya gelerek, o güz ve o bahar, Persleri, Salamis ve Plataiai’de mağlup ederek, Batı’da yeni yeni filizlenmekte olan demokrasi ve bağımsızlık kavramlarını henüz beşikteyken yok olmaktan kurtamışlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bugün Termopilai’de iki anıt kalmıştır. Bunlardan yeni olanı, orada şehit düşen kralın onuruna Leonidas Anıtı adını taşır. Üzerindeki yazıtta, Kserkses’in Ispartalılardan silahlarını bırakmalarını istemesi üzerine kralın verdiği yanıt kazılıdır. Leonidas’ın yanıtı iki sözcükten oluşur: Molon labe. “Gel ve bunları kendin al.” İkinci anıt, eski olanı, Şair Simonides’in sözlerini taşır. Bu dizeler tüm savaş yazıtlarının en ünlüsüdür.</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Yoldan geçen yabancı, git  Ispartalılara söyle ki,</p>
<p style="text-align: justify; padding-left: 30px;">Burada onlara hep sadık kalan bizler yatmaktayız.</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm Ispartalı ve Thespialı askerler kaharamanca savaşmışlarsa da, hepsinin en cesuru olarak Ispartalı Dienekes gösterilir. Söylentiye  göre savaşın arifesinde bir Trakya yerlisi ona Pers okçularının ne kadar kalabalık olduklarını anlatmak için, attıkları okların güneşün yüzünü örttüğünü söylemişitir. Dienekes, buna yanıt olarak gülmüş ve &#8220;İyi. Öyleyse  biz de gölgede savaşırız,&#8221; demiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/ates-gecitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oyun</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/oyun.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/oyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Feb 2009 16:46:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Hançerlioğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul’da bir devlet dairesinde çalışmakta olan Halim, büyük kentte memur olmanın kabusunu yaşamak ve iktidarsız biri olarak ailesi tarafından aşağılanmaktansa, kendi yarattığı krallıkta iktidar olmayı yeğleyen bir rol oynuyor.
Halim, yarattığı Argos Kraliyetinin kralıdır ve hayatın tek gerçeği, aşkın başlangıcı Eros’u aramaktadır. Bu arayışta çocukluktan beri en iyi arkadaşı olan Ali Başvezir olarak görev yapıyor.
Halim bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İstanbul’da bir devlet dairesinde çalışmakta olan Halim, büyük kentte memur olmanın kabusunu yaşamak ve iktidarsız biri olarak ailesi tarafından aşağılanmaktansa, kendi yarattığı krallıkta iktidar olmayı yeğleyen bir rol oynuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Halim, yarattığı Argos Kraliyetinin kralıdır ve hayatın tek gerçeği, aşkın başlangıcı Eros’u aramaktadır. Bu arayışta çocukluktan beri en iyi arkadaşı olan Ali Başvezir olarak görev yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Halim bir gün Ali ile aynı devlet dairesinde çalıştığı işinden çıkıp evine gider, o gün de maaşını almıştır; ancak maaşından beş lira, patronunun çocuğunun sünneti için kesilmiştir. Herzamanki gibi parayı olduğu gibi karısı Nasip’e verir. Nasip paradan beş lira eksik olduğunu anlar ve sorar. Halim durumu açıklayınca Nasip buna çok kızar. Halim tartışmaya girmek istemez ve konuyu uzamadan kapatır. Akşam olur, Halim odasına çekilir ve aniden büyük bir gürültüyle ortaya silahlı askerler ve divan şeklinde bir mekan oluşur. Kral, Halim’in karşısına maaşlarından beşer lira kestiği için patronu getirtilir ve sorguya çekilir. Ceza olarak da kırk sopa kesilir.Sabah olur, Halim karısına akşam işten çıktıktan sonra ablasına uğrayacağını ve bu yüzden geç kalabileceğini söyler. Nasip hemen sebebini sorar, Halim biraz para vermek istediğini söyleyince Nasip buna kızar ve uzun zamandır söylemek istediği bazı şeylerin zamanı geldiğini düşünerek ve isyancı bir tavırla Halim’e karşı çıkar. Halim buna pek aldırış etmez ve konuyu uzatmaktansa susmayı tercih eder. Evden çıkıp işe gider, iş çıkışı herzamanki gibi Ali ile birlikte çıkarlar daha sonra Halim ablasına gitmek üzere ayrılır. Ablası, Halim’e oğlu Rahmi’nin birkaç gündür eve hiç uğramadığını açıkçası fazla umursamasa da bir merak içinde olduğunu söyler. Halim, Rahmi konusu ile ilgileneceğini söyler ve biraz para bıraktıktan sonra ayrılır. Ablasından ayrıldıktan sonra Rahmi’yi aramak üzere onun sürekli katıldığı kahvehaneye gider ve en iyi arkadaşından Rahmi’nin bir kızı sevip kaçırdığını ancak bu kızın bir genelev kadını olarak bilindiğinden dolayı utancından kimseye haber vermeden kaçtığını ve kaldıkları yeri öğrenir. Halim bu olayı duyunca biraz şaşırır ancak ablasına bunu sezdirmemesi gerektiğini de bilir. Ertesi gün tekrar ablasına uğrar ve durumu açıklar ancak kızın durumu hakkında gerçekleri söylemez. Ablası bu olay karşısında sevineceği veya üzüleceği konusunda bir karasızlık içerisindedir. Ancak en azından içi rahatlamıştır. Halim bir gün Rahmi’nin kaldığı yere gider ve durumlarının nasıl olduğunu öğrenir. Endişelenecek bir şey söz konusu olmadığı için onları oarada laf etmeden yalnız bırakır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün iş dönüşü Halim eve girdiğinde kızı Ayşe’nin yatakta uzalı hasta vaziyette olduğunu görür ve hemen hastahaneye kaldırır. Hastahanede Ayşe’yi muayene eden doktor, Halim’i tanıdığını söyler ancak; Halim çıkaramamıştır. Doktor Hayriye Hanım, Halim’in ve Ali’nin çocukken aynı mahallede oyun oynadıkları arkadaşları olduğunu ve Ali ile olan kötü anısını anlattıktan sonra Halim de hatırlar. Ali olan kötü anısına gelecek olursak; Hayriye çocukken Ali’nin gözüne istemeyerek attığı taş ve bunun sonucu olarak Ali’nin tek gözünün kör olmasıdır. Hayriye, Halim’e Ali’yi sevdiğini ve onunla evlenmek için şu ana kadar evlenmediğini söyledikten sonra Halim’den bu konuyu Ali’ye açmasını ister. Halim, bunun imkansız olduğunu ancak bir kez deneyebileceğini söyler. Halim Ali’ye bu konuyu uygun bir ortam sağlayınca açar ancak Ali bu konu hakkında herhangi bir şey duymak istemediğini anlatır. Bunun üzerine Halim de üstelemek istemez.</p>
<p style="text-align: justify;">Halim dairede personeller arasında en itibarlı ve dürüst olarak bilinenidir. Bir gün Muavin Rıza Bey kendi isteği ile emekliliğe ayrılır ve yerine Halim getirtilir. Halim ve çevresi bu olya çok sevinirler. Çünkü maaşında artış olacaktır ve biraz da olsa rahatlayacaktır. Ancak bu mutlu habere fazla sevinemeden kötü bir haber alır: Ablası kalp krizinden vefat etmiştir. Sebebi ise; oğlu Rahmi’nin evlendiği kızın genelev kadını olduğunu öğrenmesidir. Halim bu olay karşısında elini işten güçten bir müddet çeker, kendini tekrar toparladıktan sonra işe başlamak üzere daireye gider; ancak burda da muavinlikten alındığını öğrenince dünyası başına yıkılır. Artık Halim’in dünyadan fazla bir beklentisi yoktur ve ne yapacağını bilmeyerek evine gider.  Evde kimsenin olmadığı bir zamanda mutfağa girerek tüpü açar ve içeriye gaz dolmasını sağlar. Bu sırada da hayatı boyunca yaşadığı ve içine attığı kötü olayları bir bir gözünün önünden geçirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/oyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Harem</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/harem.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/harem.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 14:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Seyfettin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[Sermet adında bir adam, karısı Nazan’ın kendisini başka bir erkekle aldattığını, karısıda Sermet’in kendisini başka bir erkekle aldattığını zannediyor.
Modern yaşamı seven, lüks olmayı seven, dürüst ve sadakâtli, kalbinde hiç bir kötülük olmayan bir kadındır. Ancak o zamanlar kadınlı erkekli eğlencelere katılmak hiç hoş karşılanmazdı. O ise eğlencelere hem katılıp hem de düzenleyen birisiydi. Bunda hiç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sermet adında bir adam, karısı Nazan’ın kendisini başka bir erkekle aldattığını, karısıda Sermet’in kendisini başka bir erkekle aldattığını zannediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Modern yaşamı seven, lüks olmayı seven, dürüst ve sadakâtli, kalbinde hiç bir kötülük olmayan bir kadındır. Ancak o zamanlar kadınlı erkekli eğlencelere katılmak hiç hoş karşılanmazdı. O ise eğlencelere hem katılıp hem de düzenleyen birisiydi. Bunda hiç bir kötülük düşünmezdi,bunu çağın gereği olarak görüyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Sermetse karısının böyle eğlenceler düzenlemesini, hatta o eğlencelerde bulunmasını bile istemezdi. Sermet lüks olmayı, kadınlı erkekli eğlenceleri hiç sevmezdi. Bunun asıl nedeni karısını olduğundan fazla kıskanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün Sermet karısının yine böyle bir eğlence düzenlediğini duydu. Sermet aslında Refi adında birinin karısıyla birlikte olduğunu düşünüyordu. Bu olay üzerine karısıyla tartışırlar ve kısa bir süre için ayrılırlar. Daha sonra Sermet yaptığı aptallığın farkına varır ve karısıyla oturup konuşmaya karar verir. Karısıyla şu karara varırlar; kadınlar kadınlar arasında, erkekler erkekler arasında eğlencelere katılsınlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Nazan da aslın da kocasını çok kıskanır. O da kocasının kendisini Refi’nin karısı meliha ile aldattığını düşünür. Bunu ortaya çıkarmak ister. Bir gün bir eğlence düzenler. Bu eğlenceye Refi’yi getirmeye karar verir. Refi’de zaten Nazan’dan çok hoşlanmaktadır. Refi’ye derki seni haremime davet ediyorum der ve onun haremine geebilmesi için kara çarşafla  gelmesini söyler. Refi herşeyi kabul eder. Nazan’ın asıl amacı Refi’nin nasıl bir adam oldoğunu onun karısına göstermektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sermette kendi haremine Meliha’yı davet eder. Melihada hemen kabul eder. Onun da gelebilmesi için erkek kılığına girmesi gerekmektedir. Bunu kabul eder meliha. Sermet’in de asıl amacı Meliha’nın nasıl birisi olduğunu Refi’ye göstermektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nazan, Sermet’in haremine erkek kılığında girmeyi başarır. Girer girmez Refi’ye sen burda benimleyken Refi’de kara çarşafla senin karının yanında der. Bunu duyan sermet apar topar karısının haremini basar ve gördüğü manzara karşısında  gölerine inanamaz. Refi’yi dehşet bir şekilde dövdükten sonra karısına döneceği sırada,karısı ona bana olan güveni sarsma için aslında hiç bir yer ve mekan önemli değil, önemli olan benim sana olan sevgimdir,deyince Sermet halsızlık ettiğinin farkına varır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/harem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dağa Çıkan Kurt</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/daga-cikan-kurt.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/daga-cikan-kurt.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 14:34:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Halide Edip Adıvar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[Olay bir şairin, yazara; bir Fransız kurt masalını anlatması ile başlar. Şair yazara söz vermesine rağmen  kurt hakkındaki şiirini bir türlü yazara gönderemez.  Yazar beklemekten bıkar ve kendini kurt hülyaları içinde bulur.
Karacaaahmet mezarlığı civarında fakir ve yoksul olan küçük bir evin çocuğudur. Babasını savaşta kaybetmiştir.  Annesi her akşam eve geşmesini beklemekte ve getireceği ekmeği yiyerek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Olay bir şairin, yazara; bir Fransız kurt masalını anlatması ile başlar. Şair yazara söz vermesine rağmen  kurt hakkındaki şiirini bir türlü yazara gönderemez.  Yazar beklemekten bıkar ve kendini kurt hülyaları içinde bulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Karacaaahmet mezarlığı civarında fakir ve yoksul olan küçük bir evin çocuğudur. Babasını savaşta kaybetmiştir.  Annesi her akşam eve geşmesini beklemekte ve getireceği ekmeği yiyerek karnını doyurur. Fakat o akşam annesi biraz gecikir.  Sonunda annesi karşıda görünür. Fakat elinde ekmek yoktur. Aç kalacağını anlar.  Vakit artık geç olmuştur ve yatarlar. Çocuk yatakta annesi ise yarı tahta yarı hasır bir yatakta yatmaktadır. Gece çocuk yatağının üstünde bir şeylerin kıpırdadığını hisseder fakat bunun annesine anlatmaz. Hafifçe gözlerini açar. Karşısında savaştan çıktığı her halinden belli olan, her yanı yara bere içinde ve ağzından kan damlayan bir kurt durmaktadır. Bu durum babasının anlattığı bir kurtmasalını anımsatır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün ormanda bütün hayvanlar birbirine girer. Bozulmadık yuva,ezilmedik çalı, çiğnenmedik ot kalmaz. Kısacası taş taş üstünde kalmaz.  Uzun süre bu böyle devam eder.  Hayvanlar birbiri ile konuşmazlar ve birbirine düşmanca hareket etmeye devam ederler. Bunun böyle gitmeyeceğini anlayan ormanın en yaşlısı olan fil bir toplantı yapmak ister ve bütün hayvanların bir araya gelmesini ister.  Toplantı yapılır ve toplantıda artık düşmanca tavırların bırakılacağıve dostluk içinde yaşanması gerektiği kararına varılır. Bu kararda şu sonuç çıkıyordu. Her hayvan kendi bölgesindehür ve serbest olarak gezebilecekti. Etçil hayvanlar bu duruma pek rıza göstermedi ama yine de boyun eğdiler. Otçul hayvanlar bu duruma çoktan razı idiler. Yine de hayvanlar arasında bir takım huzursuzluk olduğu meydandaydı. Sonunda bu huzursuzluğunun sebebinin kurt oldduğu ortaya çıktı. Topluca kurt diyarına saldırdılar. Yıkılmadık yer bırakmadılar. Kurt bu bozgun karşısında öcünü almak için dağa çıktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/daga-cikan-kurt.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gülen Ada</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/gulen-ada.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/gulen-ada.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Jan 2009 17:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Halikarnas Balıkçısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Murat Kocadağ büyük bir Kaliferni şirketinin eksperidir. Kocadağ’ın tavırlarında ve sesinde sahip olduğu otomobillerin, emlakin ve paraların büyük tutarı sırıtmaktadır. Öyle gariptir ki insan onunla konuşurken bir insanla mı konuşuyor yoksa otomobillerle, emlakin ve arazilerle mi konuşuyor anlaşılmamaktadır.
Kocadağ bir gün bir adaya gitmek ister. Bu ada ise çok garip bir adadır ve köylülerin değimiyle adamını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Murat Kocadağ büyük bir Kaliferni şirketinin eksperidir. Kocadağ’ın tavırlarında ve sesinde sahip olduğu otomobillerin, emlakin ve paraların büyük tutarı sırıtmaktadır. Öyle gariptir ki insan onunla konuşurken bir insanla mı konuşuyor yoksa otomobillerle, emlakin ve arazilerle mi konuşuyor anlaşılmamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kocadağ bir gün bir adaya gitmek ister. Bu ada ise çok garip bir adadır ve köylülerin değimiyle adamını seçmektedir. Kocadağ bir motor kiralar ve yanına Deli Davut adında birini de alarak adaya doğru yola çıkar. Adaya yaklaşmaya başlayınca adanın suları birden köpürür, göz gözü görmez olur. Kocadağ kanter içinde Deli Davut’u orada bırakarak kaçar gider. Kocadağ gider gitmez ada birden düzelir ve günlük güneşlik olur. Ada adeta gülmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/gulen-ada.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölü Ozanlar Derneği</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/olu-ozanlar-dernegi.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/olu-ozanlar-dernegi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2009 01:40:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Kleinbaum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Welton Akademisi bulunduğu bölgenin en disiplinli ve en iyi eğitim veren okullarından biriydi. En ufak disiplinsizlikte bile çok büyük cezalar veriliyordu. Okul tarafından benimsenmiş olan bazı ilkeler vardı. Bu ilkeler disiplin, gelenek, yetkinlik ve onurdu. Okul bu ilkelerden asla vazgeçmiyor, bu ilkelere uymayanlar ise en ağır şekilde cezalandırılıyordu. Her sene açılış törenlerinde bu ilkeler öğrenciler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Welton Akademisi bulunduğu bölgenin en disiplinli ve en iyi eğitim veren okullarından biriydi. En ufak disiplinsizlikte bile çok büyük cezalar veriliyordu. Okul tarafından benimsenmiş olan bazı ilkeler vardı. Bu ilkeler disiplin, gelenek, yetkinlik ve onurdu. Okul bu ilkelerden asla vazgeçmiyor, bu ilkelere uymayanlar ise en ağır şekilde cezalandırılıyordu. Her sene açılış törenlerinde bu ilkeler öğrenciler tarafından açıklanıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu okul yatılı bir okul olmasından dolayı öğrenciler aralarında çok sıkı arkadaşlıklar kuruyorlar ve her zaman kötü zamanlarında birbirine destek oluyorlardı. Çünkü onlar daha küçük yaşta anne ve babalarından ayrılmış ve böyle disiplinli bir okula gelmiş olmanın sıkıntılarını yaşıyorlardı.  Bu sıkıntıların üstesinden birbirlerine verecekleri destek ile gelebileceklerdi. Anne ve babaları için, çocuklarının bu okulda okuması büyük bir gururdu.</p>
<p style="text-align: justify;">O yıl yani 1959 da  Welton Akademisi yine görkemli bir açılış yapmış. Ve okula yeni alınan öğrencilerle birlikte eğitim yılına başlamıştı. Welton Akademisine başka bir okuldan transfer olan Todd Anderson çekingen bir çocuk olduğundan dolayı henüz yeni arkadaşları ile tanışmamıştı. Onun kendisine hiç güveni yoktu.  Her zaman çok alçak bir sesle konuşuyor ve insanlardan utanıyordu. Oda arkadaşı Neil onunla tanışmış ve onu bu özelliğinden dolayı azarlamıştı. Çünkü yatılı bir okulda eğer içine kapanık olarak  davranırsa  çok şeyler kaybedeceğini ve bu özelliğinden hemen kurtulmasını gerektiğini söyledi. Neil Toddu diğer arkadaşları ile tanıştırdı. Knox,  Charlie, Cameron, Pitts ve Meeks’de onu çok sevmişlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte arkadaşlıkları böyle başladı. Hem okulun eski mezunu hem de yeni İngilizce öğretmeni olan Keating’in okula gelmesi ile bu arkadaş grubunu yaşamı değişmeye başladı.  Bay Keating’ten etkilenen yedi arkadaş Ölü Ozanlar Derneğini kurdular. Derneğin yeri okulun yakınlarında bir mağaraydı. Çocuklar bu mağarada toplanıp burada ölü ozanların şiirlerini okuyorlar ve adeta bu şiirleri yaşıyorlardı. Burada toplanıp bu şiirleri okumanın asıl amacı ailelerinin baskı ve beklentilerinden bir an için uzaklaşmak ve yaşamın her anının ne kadar önemli olduğunu anımsamaktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dernekte toplanıldığında herkes sıra ile şiirler okurdu. Ancak Todd Anderson utangaçlığından dolayı şiir okuyamıyordu. Kısa bir süre sonra o da bu dernek sayesinde utangaçlığını üzerinden atmıştı.  Neil’in en büyük isteği bir tiyatro oyununda rol almaktı. Bay Keating’in de yardımıyla bölgede sergilenecek bir tiyatro oyununda baş rolü aldı. Ancak babası kesinlikle bunu istemiyordu. Buna rağmen Neil babasından habersiz olarak Ölü Ozanlar Derneğinde edindiği  bir takım düşüncelere dayanarak bu oyunu oynadı. Babası da bu oyuna gitmiş ve Neil’i  bu oyunda görünce deli olmuş, çok sinirlenmişti. Neil’in babası tüm olanların suçlusu Bay Keating’i görüyordu. Bu yüzden Neil’i bu okuldan alıp bir askeri okula yazdırmaya karar verdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Neil ailesinin kendi yolunu kendisinin çizmesine izin vermediği için çok büyük bir sıkıntı ve stres altına girmişti. Bu sıkıntıya fazla dayanamayan Neil bir kurşunla hayatına son verdi. Bunu duyan tüm yakınları yıkılmıştı. Onun arkadaşaları hariç herkes onun ölümü ile ilgili olarak Bay Keating’i suçluyordu. Neil’in arkadaşları ise suçlunun kesinlikle onun babası olduğunu düşünüyorlardı. Bir süre sonra Okul müdürü Nolan’ın Ölü Ozanlar Derneğinden de haberi oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca bu derneğin kurucusunun Bay Keatin olduğunu da öğrendi. Tüm bunları Nolan’a Cameron ispiyonlamıştı. Yani arkadaşlarını ve Bay Keating’i ele vermişti. Buna sebep olarak da okulun sahip olduğu bazı ilkelerin olduğunu ve bu ilkelere ihanet edemeyeceğini söylemişti. Tüm olanlardan sonra Bay Keating’in öğretmenliğine son verilmesi için çalışmalara başlandı.  Derneği ilk kuran öğrenci olan Charlie okuldan atılmıştı. Derneğin diğer üyeleri ise Bay Keating’in öğretmenliğine son verilmesi için imza atmaya zorlanmıştı. Todd Anderson  buna karşı gelmiş ve kağıdı imzalamamıştı.  Bu yüzden okul müdürü tarafından tehdit edilmeye  başlandı.</p>
<p style="text-align: justify;">Todd’un çabaları sonuç vermedi ve Keating’in öğretmenliğine son verildi. O okuldan ayrılırken bütün öğrenciler Bay Nolan’nın gözü önünde alkışları ile Bay Keating’e duydukları  o büyük sevgiyi gösterdiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/olu-ozanlar-dernegi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Çift Yürek</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/bir-cift-yurek.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/bir-cift-yurek.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Jan 2009 19:53:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Marlo Morgan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek bir olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, bir sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında bir değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.
Avustralya’da çalışmalarını  sürdürürken; Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gerçek bir olaya dayanan öykümüz; Marlo Morgan’a Kansas City’de doktorluk yaparken, bir sabah ofisine gelen telefonla başlar. Bir süreliğine Avustralya’da çalışmak için teklif alır. Hayatında bir değişiklik yapmak isyeyen Morgan bu teklifi kabul eder ve birkaç seneliğine Avustralya’ya yerleşir.</p>
<p style="text-align: justify;">Avustralya’da çalışmalarını  sürdürürken; Avustralya’nın yerli halkı olan Aborjinlere Amerikalıların Kızılderililere davrandıkları gibi kötü davranmalarından etkilenir. Onlara iyi davranarak onların sorunları ile ilgilenmeye başlar ve yerli halkın yaşantısına olan merakı gitgide artar.</p>
<p style="text-align: justify;">Morgan’ın onların sorunları ile ilgilendiğini ve onları yakından tanımak istediğini gören bir grup aborjin kabilesi onu bir toplantıya davet ederler. Morgan Anakaranın diğer tarafında yaşayan ve kendi benliğini kaybetmemiş, böyle bir Aborjin kabilesi ile tanışacağı ve onlar hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağı için bu toplantıya özel bir şekilde hazırlanır. Ayrıca şehirde yaşayan Aborjinlere yaptıklarından dolayı taktir bekleyen yazar için bu toplantı hiçde beklediği gibi gerçekleşmez. Oota adında bir Aborjin eski bir jiple gelerek Morgan’ı toplantı yerine götürmek için alır. Uzun bir süre çölün ortasında gittikten sonra toplantı yerine geldiklerinde yazar kendisini bir grup yerli ile ıssız çölün ortasında bulur.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk olarak tüm eşyaları çıkartılan Morgan’a kuşanacağı bir bez parçası verirler. Tüm eşyaları ve kendisi ile birlikte kutsanır.Yerlilerin  arasına kabul edildikten sonra tüm eşyaları yakılır. Birbez parçası ile yalın ayak kalan Morgan’dan kendileri ile birlikte yapacakları yürüyüşe gelmelerini isterler. Bu teklifi kabul eden Morgan için çölü boydan boya katedeceği ruhsal yolculuk burada başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu kabilede insanlar isimlerini hayatları süresince yapmış oldukları işlere veya olaylara göre almakta ve değiştirebilmektedir. Bu nedenle; modern toplumdan geldiğinden ve insan olarak sahip olması gereken değerleri köreldiğinden Morgan’a  “mutant”  adını takarlar ve onun tekrar yaşamın gizemini görmesini sağlayarak değişime uğratırlar. Kabilede kendilerini “gerçek insanlar” olarak adlandırırlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazar yolculuk boyunca önceden ilkel olarak gördüğü bu insanların doğa ile nasıl iç içe yaşadıklarını; bu kupkuru çölde asla aç ve susuz kalmadıklarını; konuşmadan birbirleri ile iletişim kurduklarını; karşılaştıkları her tür sağlık sorununu çözecek bir birikime sahip olduklarını; hırs, kin, nefret, saldırganlık gibi olumsuz duygularının olmadığını; asla yalan söylemediklerini; hiç bir olayı veya kişiyi yargılamadıklarını; dünyada olup biten her şeyden haberdar olduklarını ve daha bir çok olağanüstü yetenekleri olduğunu hayretle görür.</p>
<p style="text-align: justify;">Dört ay süren bu uzun yolculuk süresince, ilk günden itibaren bu çetin yolculuğun zorlukları ile mücadele etmek zoruda kalır. Karşılaştığı her zorlukta dayanıklılığının sınanması ile birlikte ruhu da değişime uğrar. Aborjinler onu kendilerinden biri olarak  kabul ederek ona hertürlü zorlukla nasıl mücadele edeceğini, çölün çorak coğrafyasında bitkiler ve hayvanlarla nasıl uyum içinde yaşanacağını öğrenir.</p>
<p style="text-align: justify;">Morgan yerlilerin yaşamı ile kendi yaşamını, iki tarafın yaşam felsefelerini karşılaştırır. Aborjinlerden öğrendikleri ile birlikte insan olarak sahip olması gereken değerleri tekrar kazanır. Bunun üzerine kabilenin şefi soylu Kara Kuğu tarafından her iki toplumun kültürünü anlaması ve içinde barındırmasından dolayı “Bir Çift Yürek” ismi verilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yürüyüşün sonu yaklaşırken yürüyüşün asıl hedefi olanbüyük sırlarını Morgan’a gösterirler. Aborjinler için kutsal olan o mekanı gördükten sonra bu insanların ellibin yıllık kültürlerinin felsefesini anlar. daha sonra Moragan’a yolculuğun asıl sebebini açıklarlar: Morgan’ı mesajcı olarak seçmişler ve tüm sırlarını açıklamışlar. İnsanların uygarlık, gelişim adı altında doğanın dengesini bozduklarını ve herşeyi tüketmekte olduklarını bunun için dünyada ki varlıkarını bitirmeye karar verdiklerini açıklarlar. Çünkü kendilerinden sonra gelecek nesile yaşam için fazla birşey kalmadığını söylerler, Morgan’da kabilede niçin genç insan olmadığını anlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Morgan dan bu son mesajlarını iletmelerini isterler. Morgan insanların dünyaya verdikleri zararı açıklamak ve önlem alınmasını iletmek üzere onlardan ayrılır.</p>
<p style="text-align: justify;">Avustralya’da ki işi biter bitmez Amerika’ya döner. Amerika’da bu serüveni anlatarak, bu serüvende  öğrendiklerini uygulayarak ve en önemlisi yazdığı kitaplarla bu serüveni herkesle paylaşmaya, mesajı herkese iletmeye çalışmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/bir-cift-yurek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurt İzi</title>
		<link>http://www.kitapchi.com/oyku/kurt-izi.html</link>
		<comments>http://www.kitapchi.com/oyku/kurt-izi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2009 19:16:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Nicholas Evans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kitapchi.com/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[Bir kurt sürüsü hayvancılık yapanların yaşadığı sakin bir kasaba olan Hope’a ani ve şanlı bir dönüş yapmasıyla roman başlamaktadır.
Yüzyıl önce burada binlerce kurt boğazlanmıştır. Hatta öyleki kurtların gömüldüğü yol kemiklerden dolayı ışıl ışıl parlamaktadır. Daha doğrusu kasabanın sabıkası kurtlardan dolayı bir hayli kabarıktır. Eski nefreti canlandıran kurtlardan bir tanesi yörenin en zengin en karizmatik ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir kurt sürüsü hayvancılık yapanların yaşadığı sakin bir kasaba olan Hope’a ani ve şanlı bir dönüş yapmasıyla roman başlamaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yüzyıl önce burada binlerce kurt boğazlanmıştır. Hatta öyleki kurtların gömüldüğü yol kemiklerden dolayı ışıl ışıl parlamaktadır. Daha doğrusu kasabanın sabıkası kurtlardan dolayı bir hayli kabarıktır. Eski nefreti canlandıran kurtlardan bir tanesi yörenin en zengin en karizmatik ve en önde geleninin kundaktaki torununa saldırır. Bu saldırıyı Buck Calder’ların bahçedeki köpeği  canı pahasına da olsa kundakda ki çocuğu kurtarmayı başarır. Bunun üzerine kendi hayvanlarına saldıracağını düşünen kurtlardan nefret eden kasaba halkı kurtları bulup öldürmek için harekete geçer.</p>
<p style="text-align: justify;">Kurtları yok etmek isteyenlere karşı hayvanları korumak üzere Hope kasabasına 29 yaşında kurt biyoloğu Helen Rose gelir.  Helen Rose kurtları izlemeye başlar. Bu sırada kendisinin en büyük düşmanı olan Buck Calder’ın oğlu ile aşk yaşamaya başlar. Bu çocuk 19 yaşında uzun boylu sarışın babasının karizması altında ezilmiş kekeme babasıyla tamamen art kişilik özelliklerine sahiptir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşanan bu yasak aşk bütün kasaba tarafından ağızdan ağıza dolaşmaya başlar. Olaylar karşısında nefreti iki kat daha artan Buck Calder gizlice bir kurt avcısı tutar. Kurt avcısı tek tek kurtları öldürmeye başlar. 8 kişilik sürüden 3 tanesi haricinde diğerlerini vurur. Daha sonra üçünü vurmadan vicdan azabından intihar eder. Her sürüde biri dişi diğeri erkek olmak üzere iki Alfa bulunuyor ve sadece bunlar çiftleşebiliyor. Alfa dişisi en güzeli,Alfa erkeği ise sürünün en kuvvetlisi oluyor. Bazen bu ünvanı döğüşerek alıyorlar. Kurt avcısının vurduklarından birisi de Alfa erkeği,geriye kalan üçünden ikisi genç kurtlar ve biri de yavrulamak üzere olan Alfa dişisidir. Alfa dişisi yavrulamak için kasabaya yakın bir mağarayı seçiyor ve yavrularla Alfa dişisini iki genç kurt doyurmak zorunda kalıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak yabani hayvanları yakalayıp öldüremeyen genç kurtlar,kasabanın hayvanlarına saldırmak zorunda kalıyorlar. Bu olayları öğrenen Buck Calder bir gece kasabayı toplayarak,kurtları öldürmeye gidiyor. Bunu öğrenen Luke ve Helen kurtları kurtarmaya çalışıyorlar. Ancak karanlıkta bir karaltı gören Buck Calder bunu kurt zannederek kendi oğlunu vuruyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kitapchi.com/oyku/kurt-izi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

